
15 Ağustos 2009 Cumartesi
30 Haziran 2009 Salı
::..! 1 !..::
P.E.K.A

Tezgahtaki bulaşıklarla bakışıyorum.Evet ben artık küçük anneyim.Öyleyim işte,aslında hep anneydim ama son aylardaki konumum stabil durumum bunu belgeliyor.Ama eğer bulaşıkları daimi olarak pufuk ellerimle yıkamak zorunda kalırsam ki başka bi seçeneğim olmadığı aşikar her an istifa edebilirim.Mümkün mümkün..Birde bu kadar deneysel yemek yapma durumunu uzatırsam kovulma seçeneği de olası.reyçıl reyi izlerken midem bulanıyor Hayır reyçıl hayır herşey 3 öğün yenmez martadan pay çıkarmalı onu sevdiğimden değil en azından bilmiyorum tecrübesi fazla olduğundan mütevellit galiba.Küçük anne kimseyi zehirlemediği sürece göreve devam edicek.Birazdan pufuk ellerin bulaşık jeliyle buluşması ...
29 Mayıs 2009 Cuma
..meciukıl ıwıwı.
.jpg)

::Daha yeni farkına vardım.Böyle bi raslantı olduğunu görünce yüzümde apalak bi tebessüm oluşması kaçınılmaz oldu.Keşke keşke sarı kızla çekseydim dedim sonra bilmiyodum ama dün ne yediğimi bile hatırlayamazken bu fotoğrafın varlığından bi haberdim o sıra, eğer öyle olsaydı pastanın tam tepesıne çileği oturtmuş olurdum ama.
25 Mayıs 2009 Pazartesi
: PUF MuFFin :

Of Pof.Çok sinirliyim pek sinirliyim.Yeni muffin kabımı denemek için türlü heveslerle arayıp tarayıp bulduğum en güzel muffin tarifini yaptım.Hersey iyiydi hoştu içlerine bir sürü manyakça şeyler koydum,ilk muffinlerim manyak olmalıydı çünkü.Evi yakma tehlikesinide atlatmıştım.Fırının kapağını güneş, bulutlarının arasından parıltıyla doğar ya hani, hallelujah efektiyle işte öyle açtım. sonra bişiylerin yolunda gitmediği göründü.Düşün, düşün, düşün sonunda tezgahta bi köşeye sinmiş öylece ona bağırmamı bekleyen kabartma tozuyla göz göze geldim.yoooo hayır hayır.Evet kabartma tozu, evet sana kızgınım en çok sana...
23 Mayıs 2009 Cumartesi
..KAR...


kar yağsın istiyordum sadece biraz kar.BU seneyide bi özlem içerisinde bitirdik zira hiç hoşlanmadığım sıcak hava dalgaları insanın yüzüne yüzüne vurmaya başladı bile.Göç etmek istiyorum irlanda olurdu,isveç,soğuk olan heryer.Pamuğumsu o örtünün üstüne bütün yorgunluklarımı serebilirdim.Kollar yana doğru kanat çırpar ayaklar onları izler kelebek şekli yapa yapa daha da gömülürsün karın içine.Hepsi bir birinden farklı taneciklei azınla yakalamaya çalışırsın parmaklarının arasında erirken aklında kardan adam projesi canlanır.Kış güzeldir neticede,kar mis.Eve gelindiğinde buzulumsu şekilde senı sarmalamış karı üstünden temizlemesi bile özlenesi.İLk yağdıklarında sokaklardan araba geçmesin istersin.Her tekerlek izi biraz daha zorlaştırırdı tutmasını, basıp üzerlerine yok ediyordu,git gel camdan bak ,gene gene gene bünye daha fazla dayanamayıp uykunun kollarına attıktan sonra sabah ayrı merakla yapışılır cama bide bakarsın ki heryer bembeyaz işte o mutluluk, işte o ferahlık, işte o hayatta hiç bir şeye daha benzemeyen beyaz.lapa lapa Kar.lapa lapa lapa lapa KAR...
31 Ekim 2008 Cuma
3 Ekim 2008 Cuma
.çamaşır mandalı.


2008-2009 eğitim ve öğretim yılına hızlı bi girişten sonra evet yalan söylüyorum bi aralık bulup elbetteki sana yazabilirdim fakat ben ne yaptım kaçtım kaçtım popomla beraber yayıldım yazmadım kaçtım.Yani o yüzden yok efendim süper sonik bi yoğunluk içerisindeydim o yüzden şundan bundan dolayı yazamadım demicem,diyemiceğim.Bu arada elbetteki yoğundum yapıcak işlerim tabiki vardı.Kendimle olan bu çelişkimden sonra mandallarla olan münasebetim geliverdi aklıma.Daha boyumun çöp konteynerlerine yeni yeni yetiştiği o zamanlar da bu mandallarla kendime çadır yapardım.Sadece bi köşe yeni çadırım için yeterli olup,saatlerce onunla uğraşmama yeterdi.Zorluklarla uzun uğraşlar sonunda tutturup içine dalış yapar tam keyfini sürücekken mandalın biri oyun bozanlık yapıp yerini ok gibi terk ederdi onu kıskanıp diğerleride kendini yere atmaya başlardı.Ama pes etmek yoktu,üşenmeden saatlerce tekrar tekrar ve tekrar yapardım.Sonunda tam işleri yoluna koymusken o çöp konteyneri boyutundaki bedenim yorgun düşer uykunun kollarında bulurdum kendimi ister istemez.Kısacası mandallarla olan münasebetim bayağı bi gerilere dayanıp aramızda güçlü bi inat ve savaş barındırmaktadır. (istemeye istemeye de olsa konteyner yazmak durumunda kaldım imla kılavuzları halbukı konteynır yazılsa konteynırrr)
9 Eylül 2008 Salı

Cümleme sevgili bloğum diye giriş yapmak istiyorum.Ayrıca arada çok kaptırıp gerçekte var olan bi canlıymışsın gıbı sohbete yelken açtığım anlarda kendimi biraz noksan hissetmeme neden oluyosun onuda demeliyim.Gelelim esas konuya,fotoğraftada görldüğü gibi güneş batımına yakın süzülen ışıkları pek bi seviyorum.Kışın,sonbaharda mesela öğle 4,5 saatleri arasındaydı sanırsam bu görüntü yakalanıverir.Güneşi bu konum ve saat aralıklarında yakalamış olursak çekilen fotoğraflar bile daha bi güzel sıcak olmakta.En azından ben bunun kanısındayım.
19 Ağustos 2008 Salı
16 Ağustos 2008 Cumartesi
.Tatil.

evet...İnsan bi süre yazmayı bırakınca nasıl nereden başlayacağını bilemiyor.Tatilimi yapıp,yazın büyük bi bölümünü geride bırakıp kafamda kışın planlamasını yapakoyuldum.Yavaş yavaş yazın bitmekte olduğu hissiyatına kapılıverdim.Çoğu kimseler yaz sonu üzülüp yapamadıklarına yansalar da ben bu durumdan büyük bi keyif duyuyorum.Şöyleki zaten kış sever bi şahıs olduğumdan mütevellit hemencecik sonbaharıda atlatıp özlem giderme isteği içerisindeyim.Tatil vesilesiyle karayolu yolculuğunun dibine vurdum.Her ne kadar insanın ayakları bi süre sonrası şişme, uyuşma gibi reaksiyonlar göstersede her haliyle keyifliydi.Sabaha karşı etraf yeni yeni aydınlanırken koca koca tarlalardan geçmek,sayamadığım kadar ev,yol çizgileri,meyve ağaçları, taşlı topraklı kocaman dağlar...Molalarda derin derin nefes almak,hiç bi zaman göremediğim cır cır böceklerinin sesleri,sabahın 5:30nda yediğim ve muhtemelen aklımdan hiç çıkmıycak hamburger ve bi dolu şey daha belleğimde yerlerini bulup aralara sıkıştılar.Cama kafayı yaslayıp yol çizgilerini takip ederek uykuya dalmak özlenesi,tekrar edilesi bi yolculuk keyfi.Arayı bu kadar açmamayı dileyerek bu yazımıda bitiriyorum.
10 Ağustos 2008 Pazar
10 Temmuz 2008 Perşembe
...Bulutlar.


bulutlar..Bakmaya doyamadığım,kafamı kaldırdığımda farklı farklı şekillerde ama hep aynı güzellikte öylece duruverirler.Bulutları sürekli pamuklara benzetirim.Gerçi bu gayet doğal bi çağrışım.Şöyle ki; küçükken yapılan resimlerde hep bulutları pamuktan yapıp yapıstırırdım.Sonra bide kış resmi yapardım.Pamuktan karlar,kardan adamlar.Gökyüzünde hiç bulut olmayan günlerde yukarıya gözlerimi dikip bakmak pek cazip gelmiyor.Bugün bir sürü bulut gördüm.Uzun uzun izledim önce bütündüler,ayrıldılar yavaş yavaş küçüldüler.Sanki bi film seyrediveriyormuşum gibi hissiyata kapıldım.Her yerde aynı oluşu yüzünden seviyor olabilirim.Belkide her insan kafayı kaldırdığında aynı görüntüyle karşılaştığı için,nihayetinde bulut işte gökyüzü işte.Sanki herkesçe tek ortak payda.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





